Ara
  • Beyza Alımcı

Affedicilik ve kabullenme üzerine

Bugün Netflix üzerinden izleyebileceğiniz bir belgesel önerim olacak.


“I am Maris/ Maris: Genç Bir Yoga Eğitmeninin Portresi” belgeseli anoreksiya tedavisinde yogaya başlayarak, yoganın kabullenici yanlarıyla tedavisini kuvvetlendiren ve hayatındaki amacı bularak iyileşen bir genç kızın, Maris’in hikayesi. Maris, zorluklarla geçen çocukluk ve gençlik döneminin getirdiklerinden hayatının anlamını bularak, yoga öğrendiği stüdyodaki öğretmenlerinin bursuyla 15 yaşında yoga eğitmeni oldu.



Yeme bozuklukları günümüzde giderek yaygınlaşıyor, özellikle gençler arasında. Medya aracılığıyla sürekli olarak ne yememiz gerektiği, nelerin sağlıklı olduğu ve ideal bedenin ne olduğuna dair dayatmalara maruz kalıyoruz. Anoreksiya bir yeme bozukluğu ancak temeli, kişinin kendi bedenine dair çarpıtılmış algılarına dayanıyor ve yapılan araştırmalar da günümüzde medyanın “ideal beden” yansıtmasıyla birlikte, anoreksiya ve diğer yeme bozuklukları/ beden algısı bozukluklarının genç kızlar arasında giderek arttığını ortaya koyuyor.


Maris’in hikayesi oldukça can alıcı. Çocukluğundan beri içinde var olan kaygılar ve kaygı dolayısıyla yaşadığı zorluklar, sonrasında anoreksiya ile birlikte onu ölümle burun buruna getirmiş. Her şeyin bitecek gibi göründüğü bir anda iyileşmeye attığı adımla, yoga ile tanışıyor. Yoga’nın içerisindeki kabullenici unsurlar, yargıdan uzak felsefeyle birlikte Maris, kendini kabul ve affetme sürecine başlıyor.


"Affetmek erdemdir. Doğuştan sahip olduğumuz bir şey değil. Gelişmek istiyorsak kendimize katmamız gereken bir şey. Affetmek, asla tövbe edemeyeceğim günahlar işlediğimi düşündüğümden; kendimden çok uzun süre esirgediğim bir erdem. Çok saçma olduğunu biliyorum, çünkü her gün zihinsel bozuklukların kontrolümüz dışında olduğunu savunuyorum. Her gün dünyaya, bize verilenlerin sadece bizi daha şefkatli, anlayışlı ve anlaşılır olmamızı sağladığını kanıtlamaya çabalıyorum. Ama yine de bu suçluluk duygusu kurtulamayacağım bir şekilde içime işlemiş. Şimdilerde şiddetle koruduğum bedenime ve ruhuma bir zamanlar zarar verdiğim için üzgünüm. Hepsi için üzgünüm ve kendimi hala affetmedim. Kimliğimi kabullendim, ne olduğumu kabullendim. Nereden geldiğimi kabullendim. Artık, affetme zamanı."

Hepimiz için Maris’in hikayesinden alınacak ilhamlar var.

1. Hayat, bitti dediğimiz yerden hiç ummadığımız bir şekilde tekrar başlayabilir.

2. Kırılganlıklarımız, eksiklerimiz zaman geliyor bizi biz yapan şeyi bulma yoluna bizi itiyor. Çatlaklarımızdan tutunarak ayağa kalkıyor ve kendimizi buluyoruz.

3. Hepimiz eksiğiz, hepimizin hataları var. Hepimiz kintsugi’yiz aslında. Bize düşen, eksiklerimizi kabullenerek yola devam etmek. Kırılganlıklarımızı kabul edersek bir gün hepimiz kırıldığımız yerden, o boşluklardan doğabiliriz. “Her şeyde bir çatlak vardır; ışık böyle içeri girer.


Kendimizi eksiklerimizle kabullenme, hatalarımızı affetme yoluna vesile olması dileğiyle herkese öneriyorum.


#iammaris #maris #yoga #affedicilik #anoreksiya #şefkat

138 görüntüleme

©2019 by Beyza Alımcı.